Günümüzün dijital çağında, sosyal medya üzerinden paylaşılan son mesajlar bazen trajedilerin başlangıcını, bazen de umut dolu hikayelerin sonunu işaret edebiliyor. Son günlerde, üniversite öğrencisi Helin’in sosyal medya hesaplarında paylaştığı son mesaj, aile ve arkadaş çevresinin yanı sıra, tüm Türkiye’yi derinden sarsan bir tartışma konusu oldu. Genç yaşta hayatını kaybeden Helin’in bıraktığı bu mesaj, ardında birçok soru işareti bırakırken, aynı zamanda ülke genelinde gençler arasında ruh sağlığı konusunun önemini yeniden gündeme getirdi.
Helin, İstanbul’da bir üniversitede psikoloji okuyan 22 yaşında bir öğrenciydi. Arkadaşları tarafından sevgiyle anılan, sosyal medyada aktif ve hayata sevecen bir bakış açısıyla yaklaşan biri olarak tanınıyordu. Eğitim hayatının yanı sıra, bireysel gelişim konularına olan ilgisi ve insanlara yardım etme isteği ile çevresinde büyük bir takdir toplayan Helin, aynı zamanda sosyal sorumluluk projelerinde de aktif olarak yer alıyordu. Yapmış olduğu bu katkılar, onun içsel mutluluğunu ve toplum için fayda sağlama arzusunu gösteriyordu. Ancak, dışarıdan görünenin aksine, Helin'in iç dünyasında gizli bir kriz döngüsü dönüyordu.
Helin’in sosyal medya hesabında paylaştığı son mesajı ise şu şekildeydi: “Ben, tüm bu yüklerin altında ezilen bir ruhum. Bazen her şeyin sona erdiğini düşünmek, özgürlük gibi geliyor. Ama hayatta bahşedilmiş olan her anın kıymetini bilmeli, birbirimizi sevmeliyiz.” Bu mesaj, onun içinde bulunduğu ruh haline dair ipuçları veriyordu. Arkadaşları, Helin’in son zamanlarda yaşadığı yoğun stres ve baskılar nedeniyle bu kötü ruh halini derinlemesine hissettiğini belirtiyor. Mezuniyet stresinin yanı sıra, kişisel ilişkileri ve ailesel yükümlülükleri genç kadının psikolojik olarak zorlanmasına neden olmuştu.
Olayın ardından, Helin’in aile üyeleri ve arkadaşları büyük bir yas tutmaya başladı. Cenaze töreninde konuşan yakın arkadaşları, Helin'in sıkıntılarını paylaştığı anları hatırladı. Onlar için bu tür bir kayıp, daha da büyük bir hayal kırıklığıydı. Arkadaşlarından biri, "Helin için her zaman buradaydım, ama onun ne kadar acı çektiğini bilemedim. Bir insanın bu kadar acı içinde kaybolması gerçekten çok zor," ifadelerini kullandı.
Bu trajedi sonrası, toplumu sarsan bir diğer önemli konu ise gençlerin ruh sağlığının önemi ile ilgili bilinçlendirme çalışmaları oldu. Özellikle üniversite öğrencileri arasında yaygın olan stres, anksiyete ve depresyon gibi problemleri göz ardı etmemek gerektiği konusunda bir farkındalık yaratılmaya çalışılmakta. Uzmanlar, ruh sağlığı problemlerinin sadece bireylerde değil, tüm toplumda değişik şekillerde etkileri olduğunu vurgularken, eğitim kurumlarının ve ailelerin bu konuda nasıl daha fazla destek sağlayabileceklerini tartışmak gerekli olduğunu belirtti.
Helin’in trajik ölümü sonrası büyük bir sosyal medya kampanyası başladı. Gençler arasında ruh sağlığı destek grupları oluşturma, psikolojik danışmanlık hizmetlerine erişimi artırma ve bu konulardaki farkındalığı yükseltme gibi eylemlerle toplumun tüm kesimlerinin dikkatini çekmeyi amaçlıyorlar. Artık gençlerin seslerinin duyulması gerektiği, onları dinlemenin, anlamanın ve destek olmanın gerekliliği bu süreçte çok önemli bir mesaj olarak öne çıkıyor.
Gençlerin karşılaştığı ruhsal sorunlar sadece bireysel bir mesele değil. Toplum olarak, birlikte bu sorunlarla daha etkili bir şekilde mücadele edebilmek için daha çok bağlantı ve dayanışma kurmalıyız. Helin’in son mesajı, belki de birkaç hayatı kurtarmak için gerekli adımları atmamızı sağlayacak bir uyanışa vesile olabilir. Böylece, gençler arasında yalnızlık ve çaresizlik duygusunu azaltmak için toplumsal farkındalık yaratılabilir. Helin’in hikayesi, gençlerin sahip olduğu zorlu mücadeleleri eğitme ve onlara yardımcı olma ihtiyacını gün yüzüne çıkartıyor.
Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta ise, ruh sağlığının önemine dair eğitimin, yalnızca gençler için değil, tüm yaş gruplarındaki bireyler için sağlanması gerektiğidir. Böylece, toplumsal bir dönüşüm gerçekleştirilirken, sağlıklı bir gelecek inşa edilmesi ve gençlerin kendilerini güvende hissetmeleri mümkün olabilir. Helin’in son mesajı, sadece bir bireyin sesi değil, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken derin bir meseledir. Birlikte bu konular üzerinde düşünmek, konuşmak ve harekete geçmek, toplumu daha sağlıklı bir hale getirebilir.
Sonuç olarak, Helin’in inci gibi bir yaşamı büyük bir kayıpla sona ererken, ardında bıraktığı mesaj, gençlerin ruhsal sağlıklarını koruyabilmelerinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Umarız ki, bu acı deneyim toplumumuzda farkındalığı artırır ve tüm gençler için daha destekleyici bir ortam yaratılmasında rol oynar.